Deli's profile(¯`♥´¯) eNdLeSsLoVe (¯`♥...PhotosBlogLists Tools Help

Blog


    January 19

    вιтιşιи çιğℓığı

     

     

     

    AŞK FISILTILARI

     

    Nefesin nefesime karıştı

    Kokun kokuma

    Etin etime karıştı

    Gözlerim gözlerine

    Suyum suyuna

    Canım canına karıştı

    Bir dere

    Geldi tâ uzaklardan

    Gürül gürül

    Denize karıştı

    Gök toprağa karıştı

    Toprak sonsuzluğa

    Ben sana

    Sen bana

     

    Ümit YAŞAR

     

     

     

     

    BİTİŞİN ÇIĞLIĞI


    Kararınız ne olursa olsun acı çekeceğinizi bildiğiniz durumlarda, bir karara varmak çok güçtür. Özellikle sevgi ilişkilerini bitirirken, ayrılıkların da başlangıcında. Bir şey olur, bir şey yaşanır ya da olması gereken gerçekleşmez. İşte o zaman içinden bir parça kopar insanın. "Bu bana göre değil, hak etmiyorum ben bunları" diye düşünür. Aşk varsa, sevgi oluşmaya başlamışsa, başını hızla bir yere vurduğunda hissettiği acıdan daha keskin bir acı kaplar ruhunu. İsyan etmek, bağırmak, çağırmak, "kendine gel, yaptığını fark et" demek ister. İlk sarsıntı bazen bir kucaklaşmayla, bazen bir özür ya da özrü sembolize eden bir davranışla, daha kötüsü bazen hiç konuşulmadan geçer gider. Ama ardı arkası kesilmiyorsa incinmelerin ya da farklılıklardaki yansımaların, yürekteki acı büyür iyice. Ve başlar çatışma. Yürek, ilkel toplumlardaki tamtamların çığlığıyla sarsılırken, akıl yüreği sakinleştirmeye, çözüm üretmeye çabalar. Paramparça hisseder kendini insan. Benliğe, doğrulara, sağlıklı birlikteliğe duyulan özlemle, sevgiliye duyulan özlem arasında takılı kalır. İlkel çalgıların ve çığlığın ritmi artarsa eğer, yani var olanlara yenileri eklenirse, akıl daha çok frene basar. Bu kez "kendine gel !" denen, kendisidir. Çünkü aynada görülen, göz kapakları düşmüş, dudakları sarkmış yüz, artık mutlu degildir. Yapılacak tek bir şey vardır. "Ya olduğu gibi kabul et ve acı çekme ya da çık git." Bilir bilmesine bunu yürek de, gitmeyi istemez. Bedenini uzaklaştırmayı değil, onu göğsüne sokmayı ister. Sarılmak, daha çok bir olmak. Hele bir de paylaşılan zaman ve yaşam parçaları çoksa, umutlar ve hedefler beraber konduysa, emek harcandıysa var olmak için, daha da güçleşir gitmek. Tüm bunlar yaşanırken benlikte ve ruhta, artık bir arada oluşun da tadı kalmaz. Çünkü, ne bir olunabilir bu sorularla, ne de gidilebilir bu özlemle. Tamtamın sopası, her soluğa denk düşer böylesi zamanlarda. "Seni Seviyorum" o ilkel sestir aslında. Sevgi yener mi aklı? Bazen. Ama hep o incinmeye, yeniden hayal kırıklığına uğramaya hazır oluş halde sürer ilişki. Kişi, bilir bir gün bağların kopacağını. Sadece süreyi uzatmaya, kopuşu geciktirmeye yarıyordur davranışları. Bazen de akıl galip çıkar, yüreği de yanına çekerek. "Tamam" diye düşünür insan. "Onu çok seviyorum. Bedeninin sıcaklığını, sarılmasını özlüyorum. Ama kumaşın dokuması farkli işte. Tutmuyor birbirini. Farklılıklar, olanlar ya da olmayanlar bu kadar sarsıyorsa beni; kendimi, 'ben'ime olan saygımı korumak için bitirmeliyim ilişkimizi." Ve geriye dönüp yaşananlara bakar. "Denemediğim yol kalmış mı? Yeterince süre vermiş miyim sorunların çözümü için? Çaba göstermiş miyim gerçekten?" diye sorar. Her şey denenmişse bile, son bir sanş vermeden ilişkiye, çıkıp gidemez. "Şu olaya, bu zamana kadar yaşarım, yaşatmaya çalışırım sevgimi. Tekrar oturur konuşur, anlatmaya, anlamaya çabalar,olamazlığına emin olmadan koparmam içimdeki duyguyu"diye düşünür ve yaşar. Eğer sevgi gerçekse, kişilikler sağlıklıysa, farklılıklar aşılamaz boyutta değilse, çözülür sorunlar. Ama aksi durumda, tek yol kalır hayatta. Gidiş. Hem de gelişi olmayan bir gidiş. Denenmiş elbisenin provasının olmayacağını bilerek, geride hiçbir şüphe, akılda hiçbir keşke, yürekte hiçbir ümit bırakmadan, çıkıp gidilir. Acı çekilmez mi? Hem de nasıl çekilir. Yine de bilir ki insan, beraber olduğu sürece hep acı çekecek, acı çekme ihtimaline karşı hep tetikte duracak, mutluluk,huzur üretemeyecek. Bu yüzden haykırır yüreğinin olanca gücüyle: "Hadi şimdi vurun bakalım tamtamlar. Şimdi daha hızlı, daha güçlü çığlıklar atın. Başka ses duyamaz hale getirin beni. Ama ben gidiyorum. Çünkü bir süre sonra susacağınızı biliyorum. Alın bir vuruş da benden. Biten ilişkiye, gönderilen sevgiliye, içimdeki acıya! Yine de gidiyorum."

     

     

     

     

    ... Nasıl anlatılıyordu o duygu

                     Sözler tozpempeydi

                                       Susmalar uçuk mavi

     

    Nerde benim belleğim

    Unutmuşum o en çok bildiğim sözü

                                        Bu gece ellerim bile dilsiz

    Konuştukça zehir yeşili   

                              Sustukça zifirden karanlık

     

    Aziz Nesin

     

     

     

    Bir garip hüzün çöker insana el ayak çekilince

    tek başına kalırsın dünyada etraf sessizleşince

    inan bu ev alışamadı hiçbir zaman sensizliğe

    şimdi sensizlik oturuyor kalkıp gittiğin yerde

     

    Yalnızlığa elbet alışır bedenim

    yalnızlıkla belkide başa çıkabilirim

    çok zor gelse bile yaşar öğrenirim

    sensizlik benim canımı acıtan

     

    Bir derin korku düşer ruhuma duvarlar seslenince

    karanlık oyun oynar aklıma gölgeler dansedince

    inan bana alışamadım hiçbir zaman sensizliğe

    şimdi sensizlik dolaşıyor çıkıp gittiğin bu evde

     

    yalnızlığa elbet alışır bedenim

    Yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim

    Çok zor gelse bile yaşar öğrenirim

    Sensizlik benim canımı acıtan

     

     

     

     

     

    AYRILIK SEVDAYA DAHIL

    Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
    En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
    Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
    Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
    Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
    Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
    Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
    Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
    Bir yerlere yildirim dusuyorum
    Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
    Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
    Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
    Tedirgin gulumser
    Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
    Hic bir ani tek basina yasayamazlar
    Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
    Telasli karanlikta yumusak yarasalar
    Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
    Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
    Yansimalar tutmus butun sahili
    Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
    Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
    Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
    Cunku ayrilanlar hala sevgili
    Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
    Hava agir toprak agir yaprak agir
    Su tozlari yagiyor ustumuze
    Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
    Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
    Karanlik coktu denize
    Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
    Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
    Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
    Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
    Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
    Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
    Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
    Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
    Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
    Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
    Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
    Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
    Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek AŞKIMIZ
     

     

    Attila İLHAN

    _________________________________________________________

     

    Yüzleşme

     

     

    "Yol üstünde bir çeşmeden payına düşen

    Susuz geldiğin yolun, içinde açtığı boşluk kadardır"

     

    Ne kadar uzağa düşürsem de kendimden seni

    Rüzgara bırakılmış bir kitaptan

    En derin yarama inat senden satırlar açılır

    Binlerce olamamazlık içinde korkular kollarını dolar boynuma ve

    Gözlerimde ağlayamamak, dilimde suskunluk koltuğuna oturur

    Aklımdan sinema şeridi gibi yüzünden portreler geçer

    Ve bir ağaca bakışın

    Bir satırı kendine ait kılman

    Bir eşyayı düşüne ortak etmen seni özler içimde

    Mutsuz/mutlu bitmesi konuşula duran bir filmin bitmemesi gibi

    Sadece bende bir doygunsuzluk olur ikimizden evrene kalan sahneler

    Senden payıma düşen o veremeyeceğin

    Sensiz sana kadar gelişimin eksik yanından daha çok

    Sensizlikle devam ettiğim yolumun her çeşme başında

    İçimden bir boşluk daha havalanır

    Yüründükçe yollar, her çeşme başı içimde sana dair kuyular kazar

    Doyuramam kendimi

    Soluksuz ve sessiz bir bekleyiş olursun

    her gün biraz daha büyüyerek, çoğalarak içimde

    Ve yetemediğim her zaman, içimde sana işaret eder

    Yetebildiğim kadar ancak sana karşı koyabileceğim

    Beklemeden,

    ..

     

     

     

     

     Gidiyor musun diye sorma bana.
    Gönderen sensin.
    Ne terk etmeyi istedim seni,
    Ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
    Senin kadar öfkeliyim ben de.
    Senin kadar endişeli...
    Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana
    Ama inandıramadım seni.
    Sen, sorgularken beni kafanda
    Ben, gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla.
    Bir tek sözün bağlardı beni sana,
    Oysa sen hep susmanın koynunda.
    Aşkın içine bir kez girdi mi kuşku,
    Teslim alır bedenleri de.
    Sütten çıkmış ak kaşık değildim
    Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza.
    O dünya ki bazen minicik bir odada
    Bazen kentin ortasında şekillendi.
    Nasıl da güzeldi...
    Zaten varsın diye her şey güzeldi ama
    Sen buna inanmadın. Ah bu sorular...
    Yaşamak varken sevdayı delice,
    Niye boğarız sorularla?
    Nasıl ikna edebilirdim seni?
    Ben, aşk dedikçe sen, dur dedin.
    Ben, seninleyim dedikçe
    Sen, hayır dedin.
    Zaten az konuşan sen
    Olumsuz ne kadar sözcük varsa
    Bulup çıkardın ortaya.
    Bense hiç bir şey diyemedim.
    Ne kadar zarar vermişim sana meğer.
    Nasıl değiştirmişim seni.
    Oysa hiç böyle düşünmemiştim.
    Kimseye zarar vermek istemem ben.
    Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem.
    Ama öyle oldu işte.
    Demek ki; gitmelerin zamanı şimdi.
    Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı.
    Ne sevişmelerimiz kalır aklında, ne sevda sözlerimiz.
    Rahat değilim diyordun ya, rahat ol artık.
    Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı.
    Tedirginliğinin sebebi de kalktı ortadan.
    Biliyor musun birtanem
    Gidişim yürekten değil, zorunluluktan.
    Sanma ki, bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım.
    Sanma ki, benden sakladığın gülüşleri
    yalancı yüzlerde ararım.
    Seni de götürürüm yüreğimde.
    Her zaman yokluğunu taşırım.
    Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim.
    Ne yazık ki, tozduman edemedim kuşkularını.
    Ne yazık ki, kalamadın bana.
    Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde.
    Kokladıkça; bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.

    Mehmet Coşkundeniz

     

     

     

     

    BİR KIŞ MEVSİMİ

    Bir gri kaldırım boyu sürüklenişim.
    Ardımda kalanların arasında,
    Ardımda bıraktıklarımdan bin parça.
    Bir kış mevsimi, bir daracık pencere aydınlığı.
    Az zamanda, dar vakitte, uçup gitme zamanı...

    Rüzgarların saçlarımla seviştiği
    Günlerdeki kadar ılık,
    Son bir rüzgar dokunuşu istiyorum tenimde.
    Soğuk vuruyor yüzüme, zemheride bir gece.
    Sonra, cehennem örtüyor kendini üstüme,
    Üşümüyorum!

    Yarınsızlıklara gebe, rengi değişmiş bir hayat.
    Puslu bir hava kahpeliğinde ölüm soluğu.
    Ellerin kansız beyazında,
    Zoraki bir tutunuş yaşama dair
    Ve parmakların titrek çaresizliği,
    Bir o kadar yorgun...
    Anlaşılan o ki; Yaprak yaprak,
    Sarı sarı savrulmak zamanım.
    Dudaklarımın cılız çırpınışlarında,
    Son dua telaşım.

    Vakit;
    Duvaksız beyazlara sarılıp,
    Arsız mezarları, kefen kokusuna doyurma vakti.
    Hayatın son teneffüs zili çığlık kulaklarımda,
    Ve, şairin dizeleri, son teselli.
    "Bir çok giden memnun ki yerinden,
    Çok seneler geçti dönen yok seferinden"...


    © Kumru

     

     

    Comments

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    Trackbacks

    The trackback URL for this entry is:
    http://handann.spaces.live.com/blog/cns!C5961E340150AC6D!1202.trak
    Weblogs that reference this entry
    • None